Cennet Kuşu | Deneme Yazısı

By

CENNET KUŞU

         Güzel ülkemizin cennet köşelerinden biridir Batı Karadeniz. Kastamonu, Karabük ve Bartın üçgeninden başlayıp çevre şehirleri de katarsak kimler gelmiş kimler geçmiş bu iklimden. Hüsameddin Emir Çoban’dan Şemseddin Yaman Candar’a, İsfendiyar Bey’den Karabük’ün kurucusu kabul edilen Bahaddin Gazi’ye ve hatta Şerife Bacı’ya… Geçmişten günümüze birçok medeniyetin hüküm sürdüğü bu coğrafya, sayısız kahraman çıkarmıştır bağrından.  

       Anadolu’nun Türkleşmeye başladığı XI.yy. sonlarından itibaren sırasıyla Çobanoğulları, Candaroğulları, İsfendiyaroğulları, Osmanlılar ve Cumhuriyetimizle bugünlere ulaşan şanlı tarih. Ve ben bugün bu şanlı tarih içindeki çok önemli figürlerden birini size anlatmaya çalışacağım. Bildiğiniz gibi yaşadığımız bu coğrafya Candaroğulları toprağıydı Osmanlı hâkimiyetine girmeden. Candaroğullarının devamı ya da ikinci kuşağı diyebileceğimiz İsfendiyaroğulları, kurucuları İsfendiyar Bey zamanında Osmanlı padişahı Sultan II.Murad ile anlaşmazlığa düşer. İsfendiyar Bey bu durumu düzeltmek için siyasi bir izdivaç planlar. Oğlu Taceddin İbrahim’in güzelliği dillere destan kızı Hatice Hüma (Cennet Kuşu) Hatun’u Sultan II.Murad’a verir ve anlaşmazlık biter böylelikle. Yaklaşık yedi sekiz yıl sonra bu izdivaçtan Sultan II.Mehmed nam-ı diğer Fatih Sultan Mehmed Han doğar. Evet, Karabüklüler biliyor muydunuz? Hepiniz Fatih’e annesi tarafından akrabasınız. Hem de ne akraba! Tam ismi Hatice Âlime Hüma Hatun… Güzelliği dillere destan, dini ilimlere çok aşina, Kur’an-ı Kerim’e âşık ve çocuklarının feyiz dolu hayat rehberi. Öyle bir oğul yetiştirmiş ki… Çocukluğundan itibaren beş yabancı dili konuşabilen, hemen her ilimdeki üstün başarısıyla hocaları Akşemseddinleri ve Ali Kuşçuları hayrete düşüren, padişah olunca gemileri karadan yürüterek İstanbul’u fetheden ve Peygamber Efendimizin(SAV) kutlu hadisini gerçekleştiren bir oğul. Sormuşlar bir gün Hatice Hüma Sultan’a: “Sen bu büyük padişahı büyütürken ona ne yedirdin, ne içirdin?” Gülümsemiş önce “Cennet Kuşu” ismi verilmiş asil kadın ve sonra şöyle cevap vermiş: “Ben onu her emzirişimde ona Yasin suresini okudum.”  “Her seferinde mi?” diye tekrar sorduklarında: “Evet, her seferinde. Bazı geceler üç dört kez kalkar, abdestlenir ve Yasin eşliğinde onu emzirirdim.” der. Bu cevap herkese, hepimize yeter sanırım. İnsanlar “Fatih” oluyorsa, olabiliyorsa bir sebebi vardır. Öyle bir sebep ki, Yüce Mevlâ’nın mukaddes kelamı ve bu kelamın apaçık ortaya koyduğu mucize.

      Ey Karabüklüler, ey Karabük İmam Hatipliler! Bizzat sizin akrabanız olan Hatice Hüma Sultan şunu demek istiyor ki, “Yasin suresinin mucizesiyle Fatih gibi bir oğul yetiştirdim. Siz de böyle oğullar, kızlar yetiştirmek istiyorsanız Allah’ın kitabına sımsıkı sarılın. Anlamaya ve hayatınıza tatbik etmeye çalışın. Mucizelerle dolu surelerini çocuklarınıza doğduklarından itibaren okuyun. Onun çizdiği dosdoğru yoldan kendiniz hiç şaşmayın ve evladınıza da böyle örnek olun.” Ben de âcizane şöyle diyorum ki, kendimize Kur’an eksenli bir hayat yolu çizersek kim bilir belki de bir Fatih de biz olabiliriz. Ya da yetiştirdiğimiz çocuklar Fatih olur da tıpkı Osmanlıların yükselişinde olduğu gibi Türk-İslam anlayışı bütün dünyaya hâkim olur. Dünyada yaşayan mazlum insanlara imdat olur. En çok da Haçlı zihniyetinden vaz geçmeyen Batı’nın Müslümanlara ve Müslümanlığa uyguladığı baskılara mani olur. İslamafobi saçmalığıyla dünyadaki bütün Müslümanları derinden üzen ve bu ahmakça yaklaşımlarıyla hepimizin içini kanatan zavallıları hizaya getirir inşallah. Olamaz mı, ne dersiniz?

NOT: İsimlerini yukarıda zikrettiğim ya da unuttuğum yöremizin bütün tarihi şahsiyetlerine “Mekânınız       cennet olsun!” duasıyla…

 

                                                                                                                       Rıdvan ATAK 

Yorum Yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacaktır.

Şunlar da hoşunuza gidebilir