Mehmet Rauf Sözleri

By

Mehmet Rauf Sözleri

Ah insanlar, şu insan kalbi. Yüz bin manalı bir muamma. İçinden çıkmak mümkün değil.

Bu hayat, idamını bekleyen mahkumun cinneti gibiydi; cinnet onu sarıp sarmalıyordu, her gün ölüyordu yavaşça, usulca.

Bu büsbütün başka bir aşk. Onu, ele geçiremeyeceği, sahiplenemeyeceği için seviyordu, bakışı için, gülümseyişi için.

Fakat onu öldüren, herkesten çok kendisinin kötülüğü idi.

Aşk denizine öyle bir girmişti ki çıkması mümkün değildi, sade aşkın derin sularını görüyordu.

Hep rüya, hep çılgınlık! Uyanmalı…

Erkek kalbinin kadın kalbimden daha çok talep edici olması haksızlık değil mıydı?

Namus… Herkesin söylediği, fakat kimsenin rast gelmediği bir nevi kuş olmalı.

Azıcık fedakârlığa razı olmayınca hiçbir şeyin yürümesi mümkün değildir.

Sende bir şey var, öyle bir şey ki hiçbirinde rast gelmiyorum… Öyle bir şey ki, işte bütün endişelerim senin yanında yok oluyor. Ruhuma bir şifa, bir rahatlık geliyor!

Ah çelişki… İnsan değilim, denklemim.

Evet, her şey çürüyor, her şey… İnsanlar da çürümeyecekler mi?

Demek onlar olmasa ben yalnız, yapayalnız kalacağım söz bulamayacağız, büsbütün sıkılacağız, hayatımız katlanılmaz olacak.

Şu insanlar ne tuhaflar!
Acaba bu kınama ve küçümsemeler kıskançlık ve hırçınlıklarından mı, yoksa başkalarının mutluluğunu görerek kendilerini bundan yoksun buldukları için midir?

Aşk denizine öyle bir girmişti ki çıkması mümkün değildi, sade aşkın derin sularını görüyordu.

İnsan mutlu olduktan, sevdikten, sevildikten sonra her şey boştu.

Ah! Ölüm olmasaydı hayat ne dehşetli bir cehennem olurdu.

Onların ruhlarını arayacağınıza kutup keşfine çıksanız daha iyi olur.

Sessizlik, hayatında bir fırtına merhametsizliğiyle tekrar ediyordu.

Kalabalık içinde yalnız yaşamak, kalabalık içinde gezip beraber bir köşeye kaçmak, işte asıl zevk budur. İnsan kalpleri, birbirine bağlılığın ne demek olduğunu o zaman anlar. Ben seni ne kadar sevdiğimi başka kadınları gördüğüm zaman anlıyorum.

Lâyık olan mutlu olur veya Goethe’nin dediği gibi lâyık olan kazanır ve kazanamayan lâyık değildir.

Birden hayatını uzun bir çöl gibi gördü. Yaşamaktan büyük bir yorgunluk hissetti.

İnsan işte, içinden geldiği gibi hareket eder. Bu insanın huyunun gereği…

Dünyada intikam kadar tanımadığım bir duygu yoktur. Bugün beni döven birini yarın biri döverken görsem ağlayacağım gelir.

Ve şimdi yalnız ondan değil, kendinden de kaçmak lazımdı. Çünkü ondan kaçmakla kendini ateşten kurtaramayacağını görüyordu.

Ah o erkeklerin kadınlara yönelen baygın bakışları ve o kadınların erkeklere karşı aldıkları naz ve işve dolu tavırlar… İnsanın naz ve işveden de , sevip sevilmekten de, hatta insanlıktan da tiksineceği geliyor.

Ah, ara sıra ruhunu heyecanla titreten o temiz sevgi ve şiir sürekli olsaydı…

Ah, ara sıra ruhunu heyecanla titreten o temiz sevgi ve şiir sürekli olsaydı…

Sevmek için ilk gerekli olan şey, gönüllerin uyuşup kaynaşmasıdır.

Dünyada paranın yol açtığı felaketleri, acıklı olayları düşününüz. Hayatın en zararlı, en öldürücü ve en zehirli bir mikrobu değil midir?

Beni böyle kendine tutkun ve büyülenmiş olarak bırakıp gitti.Acaba onun ruhunun zerre kadar da olsa benim varlığımdan haberi var mı?Acaba onun ruhunda,onun benim ruhumda olduğu kadar bir yer sahibi olmam mümkün mü?

Senin, senin için, gözlerin için ölüyorum!

Zaten ben hiçbir şeyden memnun olmamak kısmetiyle doğmuş değil miyim?

O, her aşkta zehirlenmişti.

Aşk denizine öyle bir girmişti ki çıkması mümkün değildi, sade aşkın derin sularını görüyordu.

Bilir misin nefis kadınlar hangileridir? Temiz ruhlular!

Bari mutlu olduk ya, hiç olmazsa cidden sevdik ve bir hayatta istenebilecek kadar sevildik ya…

Gizlisi saklısı olmayan her şeyin ortalıkta yaşandığı, samimiyetsiz, hiçbir zorluğu olmayan, kolaycı, yüzeysel ve sade taklitten oluşan bir hayat..

Madem ki ölmek var, ne vakit olsa kolay…

Önce bin bir renkli bir hayat görünür, hiçbiri birbirine benzemeyen yüzleri var gibi gelir insana; aslında o kadar monoton, o kadar ruhsuzdur ki, aman Ya Rabbi, görünen yüzler o kadar aynıdır ki…

Oysa bu şehirde beni anlayacak,benim sevebileceğim,benim için dünyaya gelmiş ve benim için yaşayan bir genç elbette vardır.Fakat nerede? Nerede?

Dudaklarını gözlerime dokunduğun zaman bütün canımın koşa koşa gelip toplandığını,orada sana ulaşmaktan mutlu olduğumu hissediyorum.

O sade bir esirdi, onun ruhunun esiriydi.

Yorum Yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacaktır.

Şunlar da hoşunuza gidebilir