nasrettin hoca sözleri

Nasrettin Hoca Sözleri

By

Nasrettin Hoca Sözleri ve Fıkraları

Nasreddin hoca birçok ülkede benimsenmiş bir şahsiyettir. Aynı zamanda Türk kültürünün önemli bir parçasıdır.
Azerbaycan da Molla Nasreddin olarak tanınmaktadır.

Nasreddin Hoca Kimdir?

Nasreddin hoca kimdir sorusuna karşılık olarak hakkındaki kesin olmayan bilgiler çerçevesinde 1208 yılında doğduğu söylenmektedir.
Eskişehir’e bağlı olan Sivrihisar köyünde doğduğu bilinmektedir. Babası Hortu köyünün imamı olan Abdullah efendiden sonra bu göreve kendisi geçmiştir.
Kazakistan da koja Nasreddin ve Özbekistan’da Nasreddin Efendi ismi ile bilinmektedir.
Fıkraları ile ünlenen hoca hazır cevaplığı ile tanınmış halk filozofu olarak adlandırılmaktadır. Bu sebeple de birçok fıkrada ismi geçmekte ve birçok kişi tarafından sevilmektedir.

Parayı veren düdüğü çalar.
El, elin eşeğini şarkı söyleyerek arar.
Ye kürküm ye!
Damdan düşenin halini, damdan düşen bilir.
Ya tutarsa!
Düşmeseydim zaten inecektim.
Bizde kibir yoktur, dağ yürümezse abdal yürür.
Ben neredeysem, dünyanın ortası orasıdır.
Allah’a karşı borcu bunca yılda ödeyen. Bana olan o borcu ödemez ebediyen..?
Haftaya vereceksen eğer al demiş malımı. Doldurmuş dört beş kilo, bu kez sormuş tatlımı.
At yarasaydı, sahibine yarardı.
Bir gün Hoca eşeğini kaybetmiş. Aramadık yer, sormadık insan bırakmamış ama ne olmuşsa olmuş,bulamamış eşeği. Oturup derdine yanacak yerde, bu hale de şükretmeye başlamış. Komşuları: -Bre Hoca,,, canın sağ olsun ama, neticede eşekten oldun, şükredecek ne var bunda?” demişler. Hoca cevap vermiş: -A komşular, ben şükretmeyim de, kimler şükretsin, ya ben de eşeğin üstünde olsaydım!
Bizde kibir yoktur, dağ yürümezse abdal yürür.
Haftaya vereceksen eğer al demiş malımı. Doldurmuş dört beş kilo, bu kez sormuş tatlımı.
Allah’a karşı borcu bunca yılda ödeyen. Bana olan o borcu ödemez ebediyen..?

NASRETTİN HOCA FIKRASI – SIĞ SUDA YÜZMEK

Nasreddin Hoca bir gün evine dönerken taşa takılmış ve su birikintisine yüzüstü düşmüş. Hoca’yı bu halde gören bir adam:
” Oldu mu Hoca, bir karış suda yüzülür mü? Madem yüzecektin derede yüzseydin, demiş.
Bunun üzerine Hoca:
” Derede herkes yüzer. Önemli olan, böyle sığ suda yüzmektir, diyerek cevabı yapıştırmış.

NASRETTİN HOCA FIKRASI – SEBZELİ KAVUK ÇORBASI

Nasreddin Hoca kuyunun başında durmuş aşağı bakarken kavuğunu düşürmüş. Kuyu derin inip alamaz. Kavuksuz eve gidemez. Soran olsa kavuğumu düşürdüm diyemez. Alay ederler. Bahçeden marul, maydanoz koparmış. Küçük parçalar halinde kuyuya atmaya başlamış. Burada ne yapıyorsun Hoca, diye soranlara, akşam yemeği için, sebzeli kavuk çorbası hazırlıyorum, demiş.
Adamlar, kuyuya bakıp, olabilir, deyip gitmişler. Hava karardıktan sonra Hoca kimselere görünmeden evine varmış.

NASRETTİN HOCA FIKRASI – HOCA ORMANDA KAYBOLDU

Nasreddin Hoca, Çarıklı Köyü’ne giderken ormanda kaybolmuş. Birkaç adamla karşılaşmış ama adamlar kaybolduğuna inanmamışlar.
” Koskoca Nasreddin Hoca ormanda kaybolmaz.. Sen buraları avcunun içi gibi bilirsin,” demişler.
Nasreddin Hoca bakmış olmayacak fikir değişikliğine giderek diğer karşılaştığı adamlara, nereye gidiyorsunuz? diye sormuş. Bir iki derken, üçüncü adam Çarıklı Köyü’ne gidiyorum, demiş.
Bunun üzerine Hoca, hah, ben de o köye gidiyordum, deyip adamla birlikte köye gitmiş.

NASRETTİN HOCA FIKRASI – YALAN SÖYLEME YARIŞMASI

Akşehir’de en iyi yalan söyleme yarışması düzenlenir. Yarışmaya Nasreddin Hoca da katılır. Yarışmacılar, sırayla birer yalan söylerler. Sıra Hoca’ya gelince şu yalanı söyler:
” Ben büyük bir yalancıyım. ”
Nasreddin Hoca’yı doğru sözlü olarak tanıyan halk jürisi, Hoca’yı birinci seçer. Böylece Hoca ödül olarak verilen eşeğe biner ve evine doğru yola koyulur.

NASRETTİN HOCA FIKRASI – PAPAĞAN

Nasreddin Hoca pazarda görüp beğendiği fiatı yirmi akçe olan konuşkan papağanı uzun pazarlıktan sonra beş akçeye alır. Fakat papağanı evde bir türlü konuşturamaz.
” Ey papağan, neden böyle yapıyorsun? diye sorar.
Papağan:
” Bak Hoca, beni ucuza kapatıp beş akçeye aldın. Dünyada bir tek uyanık sen misin? Eski sahibimi buraya getir. Gözümün önünde on beş akçeyi ver. Söz sana sabah akşam susarsam namerdim. ”
Hoca adamı bulup evine getirir ve papağanın önünde on beş akçeyi verir. Bunun üzerine papağan neşelenir ve konuşmaya başlar. Anlatır da anlatır. Dört gün sonra Hoca çaresiz papağana yalvarır:
” Papağan, ne olur, sus artık!. Günlerdir uyuyamadım. Al şu iki akçeyi, ” der. Papağan akçeleri alır ve susar. Nasreddin Hoca uykuya dalar ve ertesi güne kadar deliksiz bir uyku çeker.

Yorum Yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacaktır.

Şunlar da hoşunuza gidebilir