WhatsApp Durum Sözleri

By

WhatsApp Sözleri

Bazen kelimeler susar ve sessizlik konuşur.

Bazı insanlara verdigim değeri geri almak istiyorum.

Bekarlık sultanlıktır, Whatsapp’taki son görülme saati umurunda olmaz.

Ben gökyüzü, adam renk körü.

Hayallerinin peşinden koş ki, bir gün mutlaka yorulacaklardır…

Hayat çoğu zaman böyle; sevdiğin başka, sevenin başka!

Hayatımdaki “geri dönüşüm kutusu” açılmaz benim. Tek bildiğim bir kerede sildiğim.

Hepiniz iletilerim gibi sadece anlıksınız..

Herkes, kendi uçurumunun derinliğine inanır.

İnsanları kandırmak, kandırılmış olduklarına ikna etmekten daha kolaydır..

Bazen bir kahve yudumlayıp, bir şarkı açarsın, susarsın ve o şarkı senin söylemek istediğin her şeyi söyler.

Engel olan mesafeler değildi, beynindi.

Sen karaktersizliğin vücut bulmuş halisin.

Çok çalıştım, gitmeye de kalmaya da. İkisini de beceremedim.

Haksızlık karşısında eğilmeyiniz. Zira hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz..

Seninle beraber sokaktaki hayvanları beslemek gibi masum istekler.

Bir gün bizim de papatyalarımız açacak.

Kimse mükemmel olamaz. Mükemmellik ölümdür. Kusur ise hayat.

Bana değer vermediğini hissettiğim an hiç bir insanı hayatımda barındırmadım. Belki yokluğuna alışana kadar onu düşünmeye devam ettim ama sevgimin sevgisizliğinin önüne geçmesine izin vermedim.

İnsanlar arasındaki uzun diyaloglar bitti.

Kalp deniz dil de kıyı. Deniz de ne varsa kıyıya o vurur.

Kendinle başbaşa kalınca, anlıyorsun aslında ne kadar yalnız olduğunu.

Kimle arkadaşlık ettiğinize dikkat edin. Çünkü; Bülbül güle, karga çöplüğe götürür.

Bu dakikadan sonra sadece midemi bulandırırsın.

Annelerin ayaklarının altında cennet kokusu vardır.

Geçen yıllara ihanet etmeden, her gün bir başka sevmek seni.

Bugün yap ya da yarın pişman ol!

Gelmesen önemli değil, gelsen önemli olurdu.

Zaman unutturmaz ama uyuşturur.

Zamanın silemediği çok şey var…

Zekânın peşinden koşma! Aptallığı yakalarsınız.

Zengine, “Nerden aldın?”, fakire “Nerden buldun?” derler.

“Unut” demekten daha büyük bir küfür yoktur benim yüreğimin lügatında…

Ne kadar seni yazmaya kalksam, aklımdaki seni mısralara sığdıramıyorum.

Galiba ben bu aşkta iyi halden müebbet yedim.

İçimde ölen biri var…

Beni unutarak değil, severek bağışla.

Sırf seninle diğer tarafta karşılaşmamak için, helal ediyorum hakkımı…

Bu kadar kolay ölünen bir dünyada hiçbir şeyi ertelemeyin.

Doğrusu gidişi pek acıtmadı içimi, çünkü zaten yoktu. Ama ondan vazgeçmek zorunda olduğumu fark ettiğim an bittim.

Dibe batma konusunda denizaltından hemen sonra ben geliyorum.

Allah karşımıza güzel hikayeler biriktirebileceğimiz insanlar çıkarsın.

Bana diken gibi batarken başkasına çiçek açışını da unutmam artık.

Neyi çok istediysek olmamaya yemin etmiş.

Mutlu gibi davrandığım oldu sırf yüzün gülsün diye.

Kırgınlığını anlatan bir cümle dahi bulamayacak kadar kırılmak. Bak, burası son. Bundan daha kötüsü yok.

Ne kadar koşarsak o kadar tatsız geçiyor hayat, ne kadar peşine düşersek o kadar kaybediyoruz bir noktada.

Hayat kısa, hava sıcak, insanlar karaktersiz.

Aslında umursamıyormuş gibi davrandığımız şeyler canımızı yakıyor.

Ve ben duygularımı öldürmek zorunda kaldım.

Şimdi yanımda olsa sarılır öperdim. İçim gidiyor, içim eriyor be.

“Seni seviyorum” sadece iki kelimeyi yan yana getirebilme kabiliyetinin çok ötesinde bir şey. Kirletmeyin şunu.

Hiç sorun değil, eğer yazmazsan bugün de konuşmayız. Bu kadar basit.

Bir hıçkırarak ağlamak çok kötüdür birde ağlamayacak kadar acıya alışmış olmak.

Bana özlemeyi öğreten biri var.

Nankörsünüz. Düştüğünüzde size el uzatan, her anınızda bir şekilde yanınızda olan insanları hiçe sayacak kadar nankörsünüz.

Çünkü seni kıskanmam için illa sevgilim olmana gerek yok.

Kız çocukları pembeyi sever, genç kızlar maviyi yeşili, kadınlar ise siyahı.

Siz sanıyosunuz ki gerçekten seven insan vazgeçemez. sevgisinin sonsuzluğuna ve vazgeçemeyişine güvenip kırdığınız herkes sizden vazgeçecek.

Belki yıllar sonra sokakta birbirimizin yanından geçerken ikimizde diyeceğiz ki; bu yabancı ne kadar da çok benziyor hatıralarıma.

Her ne kadar saklamaya çalışsam da adını duyduğumda, yüz ifademden anladı herkes yokluğunun verdiği acıyı.

Gülüşünü avucuma alıp öpesim var.

Ulan ben seni çok sevdim. Ahım tutmaz mı sanıyorsun? Seni benim kadar seven, sana benim kadar hasret kalsın.

Ne üzülücem be dedikten 8 saniye sonra kendimi manasızca boşluğa bakarken buluyorum.

Hiçbir şey güzel olmayacak ama yaşıyorum ulan ben, bundan daha güzel şey mi var?

Seni yolda görsem bir şey yapmam öylece kalırım. Çünkü gülümseyemecek kadar kırgınım sana.

Her yara kitap ayracı gibi durur hayatımızda, “nerde kalmıştık?” deriz, devam ederiz..

Günlerce konuşmaz, yazmaz, aramaz, sormaz, sonra gelir bir “merhaba” der, yine o kazanır.

Öfke rüzgar gibidir. Bir süre sonra diner; ama bir çok dal kırılmıştır bile. Hz. Mevlana

Sen; Gülüşümde sakladığım, kırgınlıklarım kadarsın.

Sevdik ama yüz vermediler. Gidip başkasını sevdiler.

1 Yorum
  1. Ercan Akar 6 ay ago
    Reply

    Bir delille kırk alimi yendim,
    Kırk alimle bir bir cahili yenemedim..

Yorum Yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacaktır.

Şunlar da hoşunuza gidebilir